Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇALKANTILI DÖNEMLERDE OKULU AYAKTA TUTMAK: ÖĞRETMEN BAĞLILIĞI VE ÖRGÜT KÜLTÜRÜ

Resim
  Bugün sosyal medyada bir paylaşım görünce, " Neler oluyor? " dedim. Özel okulların sayısında ve öğrenci sayılarında yıllar geçtikçe gözle görülür bir azalma var. Dünya genelinde ekonomik dengelerin değiştiği, eğitim modellerinin hızla dönüştüğü ve kurumsal yapıların ciddi sınavlar verdiği bir dönemden geçiyoruz. Bu dinamik ve zaman zaman çalkantılı süreçte, okullar varlıklarını ve başarılarını sürdürebilmek için dayanıklılık testine tabi tutuluyor. Bir okulun bu tür dalgalı dönemlerde ayakta kalmasını, hatta krizleri fırsata çevirmesini sağlayan şey nedir? Modern binalar mı? En son teknolojiyle donatılmış sınıflar mı? Yoksa agresif pazarlama stratejileri mi? Endüstri Devrimi’nden bu yana yapılan tüm araştırmalar ve pratik uygulamalar tek bir gerçeğe işaret ediyor: En kritik ve ikame edilemez kaynak, beşeri sermayedir . Okullar söz konusu olduğunda ise bu sermaye, doğrudan doğruya öğretmenlerimiz ve idari kadromuzdur. Çalkantılı dönemlerin en güvenli sığınağı ve pusu...

KADEMELER ARASI GEÇİŞ SİSTEMİ - LGS, TYT, AYT TARİH Mİ OLUYOR?

Resim
Okulu sadece bilgi aktarılan bir yer olmaktan çıkararak öğrenci, öğretmen, yönetici ve ailelerin ortak katılımıyla gelişimsel hedeflerin sağlandığı çok katmanlı bir öğrenme ve gelişim ekosistemi hâline getirilmeye çalışılmaktadır. Yeni müfredat ile birlikte okul erdem-değer-eylem çerçevesinin pratikte uygulamaya geçirilmesi, tüm okul paydaşlarının görev ve sorumluluklarının netleştirilmesi, okulların sürekli gelişen bir yapıya sahip olması hedeflenmektedir. Öğrencilerin ilgi, yetenek, değer ve potansiyellerini merkeze alarak onları bireysel farklılıkları doğrultusunda en uygun eğitim kademesine yönlendirmek ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli 'nin temel ilkeleriyle uyumlu olarak sınav merkezli bir yapıdan süreç ve gelişim odaklı bir yapıya geçirilmesi amaçlanmaktadır. Ortaokul öğrencilerini liseye, lise öğrencilerinin ise yüksek öğrenime geçişte bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi, yönlendirme süreçlerinin bilimsel verilere ve çok kaynaklı ölçme sonuçlarına dayanması hedeflenm...

BECERİ ÖNCELİKLİ YAKLAŞIM BAĞLAMINDA İŞ GÜCÜNÜN DÖNÜŞÜMÜ

Resim
Küresel iş gücü piyasası; teknolojik atılımlar, demografik kaymalar ve sürdürülebilirlik odaklı yeşil ekonominin yükselişiyle birlikte tarihsel bir kırılma noktasından geçmektedir. Bu dönüşümün merkezinde, işe alım ve istihdam süreçlerinde geleneksel diploma odaklı yaklaşımın yerini beceri öncelikli bir modele bırakması yer almaktadır. OECD ülkelerinde giderek yaygınlaşan bu model, bireylerin neyi okuduğundan ziyade neyi yapabildiğine odaklanarak daha esnek ve dinamik bir ekosistem vaat etmektedir. 2018 yılından itibaren iş gücü piyasasında dikkat çeken en büyük değişim, bireylerin yetkinliklerini kanıtlama biçimleridir. Özellikle genç ve yüksek eğitimli nüfus, becerilerini dijital platformlar aracılığıyla aktif bir şekilde sergilemeye başlamıştır. Bu durum, işverenler için aday havuzunu genişletirken, çalışanlar için de daha şeffaf bir kariyer yolu sunmaktadır. Ancak bu dijitalleşme süreci beraberinde ciddi bir dijital uçurum riskini de getirmektedir. Düşük eğitimli veya dijital er...