ÇALKANTILI DÖNEMLERDE OKULU AYAKTA TUTMAK: ÖĞRETMEN BAĞLILIĞI VE ÖRGÜT KÜLTÜRÜ
Bugün sosyal medyada bir paylaşım görünce, " Neler oluyor? " dedim. Özel okulların sayısında ve öğrenci sayılarında yıllar geçtikçe gözle görülür bir azalma var. Dünya genelinde ekonomik dengelerin değiştiği, eğitim modellerinin hızla dönüştüğü ve kurumsal yapıların ciddi sınavlar verdiği bir dönemden geçiyoruz. Bu dinamik ve zaman zaman çalkantılı süreçte, okullar varlıklarını ve başarılarını sürdürebilmek için dayanıklılık testine tabi tutuluyor. Bir okulun bu tür dalgalı dönemlerde ayakta kalmasını, hatta krizleri fırsata çevirmesini sağlayan şey nedir? Modern binalar mı? En son teknolojiyle donatılmış sınıflar mı? Yoksa agresif pazarlama stratejileri mi? Endüstri Devrimi’nden bu yana yapılan tüm araştırmalar ve pratik uygulamalar tek bir gerçeğe işaret ediyor: En kritik ve ikame edilemez kaynak, beşeri sermayedir . Okullar söz konusu olduğunda ise bu sermaye, doğrudan doğruya öğretmenlerimiz ve idari kadromuzdur. Çalkantılı dönemlerin en güvenli sığınağı ve pusu...