Kayıtlar

ÖĞRETMENİN PERFORMANSININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Resim
Öğretmenlerin sicil notlarını doldurduğumuz uzun uzun çizelgeleri çok iyi hatırlıyorum. Yılın sonu yaklaştığında özenle yazar, gizlice İlçe Milli Eğitim Müdürüne elden teslim ederdik. Herkesin performansı aynı olmasa da notlar hep 85 üstü idi. 6 yıl üst üste 90 üzeri puan alan öğretmene ise bir kademe ilerlemesi uygulanıyordu. 90 puanın altında sicil notu alan öğretmenler daha sonraları müdürlerini mahkemeye vererek notlarını öğrendiler. Daha sonra ise Milli Eğitim Bakanlığı bazı göstergelerin notlarını 100’ün altında verilemeyeceğini, verilebilmesi için öğretmenin soruşturma geçirmiş ve ceza almış olması gerektiğini bildirmişti. Her bir maddeden düşürülen notların düşürülme dayanakları olmalıydı. O zamanlar öğretmen teftiş defteri tutuyor ve tüm gözlemlerimi yazıyordum. Ders ziyaretlerimi çizelgelere işliyor ve öğretmenlere geri dönütler veriyordum. Aslında, aklımca dayanakları not ediyordum. Kendimi garantiye aldığımı düşünüyordum. Verdiğim sicil notlarını söylerdim öğretmenlere. Ned...

YÖNETİMDE BİLİMSEL DENETİM VE İNSAN İLİŞKİLERİ YAKLAŞIMI

Denetim mi dediniz? Uzun yıllardır anlamaya çalıştığım ve bir türlü yerine oturtamadığım kavram. Aralık 1995, ilk kez bir müfettiş ile karşılaştığım o günler gelir aklıma. Öğretmenliğimin ilk günleri. Heyecandan ayaklarımın titrediği, geldiği ilk andan itibaren çabuk gitsin diye haykırdığım. Sınıfta gürül gürül soba yanıyor, üzerinde kuru fasulye pişiyor. Kokusu da sarmış dört bir yanı. İçeri giren; güzel giyimli, uzun boylu, elinde çantası yüzünde sert ifadesiyle bir ilköğretim müfettişi. (O dönemde müfettişler her yıl iki sefer okula gelirlerdi. İlk dönem rehberlik, ikinci dönemde ise teftiş için gelirlerdi.) “Korkma, sakin ol; sakın, hocam deme! Senden bir şey istediğinde ise ‘Sayın müfettişim, hemen not alıyorum ve hemen hallediyorum.’ diyeceksin” nidaları yankılandı, beynimin en ücra noktalarında. Müfettiş, içeri girdiğinde tüm öğrenciler ayağa kalktı. Çünkü öğrenciler hemen anlamıştı müfettiş olduğunu. Benden daha tecrübeliydiler. Öğrencileri selamladıktan sonra öğretmen masasına...

ETİK, İYİ YÖNETİMİN TEMELİDİR

2007 yılının Eylül ayı. Öğretmenler ile birlikte eğitim-öğretim hazırlıkları yapıyoruz. Bir taraftan da İl’de düzenlenen hizmet içi eğitimlerine katılıyoruz. Öğrenme açlığı çekiyor, bu uğurda yollar bize hiç geliyordu. Yorgunluk nedir bilmiyorduk. Hepsi bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Daha dün gibi… “Etik” konulu hizmet içi eğitim programına başvurum kabul olmuş ve eğitim verilecek yere herkesten önce gelmiştim. Bu eğitimi önemsiyordum. Konu ilgimi çekmiş, eğitimin başlamasını heyecanlı bir şekilde beklemekteydim. Eğitimi verecek eğitmen salona girdiğinde, tüm katılımcılar henüz salona gelmemişti. Eğitmen, yaklaşık 10 dakika boyunca, yavaş hareketlerle bilgisayar başında adeta oyalandı. Bellek tak çıkar, başka bir belleği çantadan çıkar, tak yine yok. Sunumu bir süre perdeye yansıtamadı. Orada bulunan ekipten destek istedi. Yaklaşık 20 dakika geçmişti ki sonunda sunum perdeye yansıdı. Ve nihayet eğitim başlayacaktı. Önce kendini tanıttı. Bizim gibi bir öğretmendi. Bu eğitim...

YÖNETİMDE SORUNLARIN ÖNCELİKLENDİRİLMESİ

Zorlu bir süreçten geçiyor insanoğlu. Hem virüsle mücadele etmeye çalışıyor, hem anı dolu dolu yaşamaya gayret gösteriyor, hem de geçmişten getirdiği tecrübeleri ile geleceği inşa etmeye çalışıyor. Hayat hep bi arayış ve çabalama ile geçiyor. Evini yönetenler, işini yönetenler, okulu yönetenler… Hep bir arayış içinde. Biz eğitimciler, dünyada olup bitenlere ve eğitimle ilgili olan olaylara karşı asla yabancı kalamayız. Olumsuz gibi görünse de olumlu düşünmeyi biliriz. Olaya, duruma ve zaman göre tavır sergiler, önceliklerimizi değiştirmeyi biliriz. Kişiye, olaya ve yaşanmışlıklara göre bakış açımız değişkenlik gösterse de hep bir çıkar yol bulmuşuzdur. Eğitim, insanoğlunun öğrenme yeteneğinin oluşması ile başlayan ve onun yaşamı boyunca da devam eden bir süreçtir. Eğitimin konusu insandır. İnsan önemli olduğu için eğitim de önemlidir. Çağımızda planlı bir eğitim sürecinden geçmemiş insanların karşı karşıya geldikleri sorunları çözmesi zordur. Geçimi sağlamanın, aile kurmanın, toplumsal...

Pandemi Sürecinde Eğitim Liderliği

Zorlu bir süreçten geçiyor insanoğlu. Dünya hiç durmadan dönüyor ve her şey hareket hâlinde, bu hareketliliğin içinde değişim ve dönüşüm kaçınılmaz. Öyle bir dönüşüm ki bugünden yarına konuştuklarımız değerini yitiriyor ve önemsiz hâle geliyor. Dünya Pandemi dönemini yaşarken, bunun eğitime etkisi tartışılırken, kısa bir süre önce “Paylaşım Zirvesi” ile gerçekleştirdiğim İnstagram canlı yayınında yaptığım konuşmanın içeriğini sizlere aktarmak istedim. İnsanoğlu tarih boyunca bu tür olumsuzluklarla karşılaşmış, azim ve kararlılığı ile üstesinden gelmeyi başarmış. Karamsar tablolar çizmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum.  Mevlana’ nın şu sözünü sizlerle paylaşmak isterim: Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et kemik. Gül düşünür, gülistan olursun; Diken düşünür, dikenlik. Şimdi iyi şeyler düşünme zamanı sevgili okur. Hangi sektör olursa olsun bu süreçte zarar görse de altından kalkacaktır. Son zamanlarda eğitim stratejileri, yöntemleri ve uygulamaları farklılaşıyordu ...

Yeni Başlangıçlar

Hep heyecanlandırmıştır beni yeni başlangıçlar. Bilmediğim yerler, tanımadığım insanlar, duymadığım kavramlar… Her yenilik; beni meraklandırmış, hedefe ulaşmak için gayretimi artırmış, enerjimi tavan yapmıştır. Okullarda görev yaptığım uzun yıllar bana şunu öğretti: Hedefi olan insanlar başlangıçlara önem verirler. Publilius Syrus bir kitabında “Eğer en yükseğe ulaşmak istiyorsan en aşağıdan başlamalısın.” der. En aşağıdan, en başından başlamalı. Daha dün gibi hatırlıyorum öğretmenliğe başladığım ilk günleri. Yıl 1995, Kasım ayının 7’si. Aksaray ilinin, Güzelyurt ilçesine bağlı, Akyamaç köyündeki “Akyamaç İlkokulu”. Göreve başladığım gün izin alıp eşyalarımı getirmek için Samsun’a geri dönmüş, hazırlıklarımı hızla tamamlamış ve 3 gün sonra kardeşimle birlikte yeni yuvama geri dönmüştüm. Sabah hava aydınlanmadan köye gelmiş ve köydeki herkesin kalkmasını beklemiştik. Her taraf bembeyaz kar örtüsü ile kaplı, 1700 metre rakımlı şirin bir köydü. Köy yaşantısına alışık olduğumdan...

İNSANOĞLUNUN COVİD-19 İLE MÜCADELESİ

Resim
Wuhan! İlk duyduğumuzda şaşırdığımız, uzak dediğimiz, bize gelmez dediğimiz şehir. Yeryüzüne yayılırken haberlere kitlendiğimiz. Etrafımızı sardıkça meraklandığımız. İlk vaka duyurulduğunda endişelendiğimiz ve ardı sıra gelen tedbirlerle bunaldığımız. İnsanoğlu işte, heyecanını gizleyemiyor, ilk günlerde Covid ile eğleniyor, "hoşgeldin" videoları paylaşıyor, Covid harici ölüm nedenlerindeki sayılarla karşılaştırarak önemsememeye çalışıyor. Bu Covid laboratuvarda üretildi, bu virüs küresel güçlerin birbiri ile savaşı, aşısı da hazırdır, dünyayı yöneten aileler dünyanın nüfusunu  2 milyara indirmek isteniyor gibi komplo teorilerinin atıldığı medya oturumları. Her akşam yayınlanan son sayılar. Endişelenen yüzler, yoruma kapalı ağızlar. Evin dışında olduğumuz her anın tedirginliği. Eve geldiğimizde takındığımız telaş ve normal hayatımızı yaşadığımız tek yuvamız, evimiz. İnsanların duyarsızlıkları ise beni düşündüren, eğitimli olup eğitimsiz gibi davrananlar, maske...