İNSANOĞLUNUN COVİD-19 İLE MÜCADELESİ
Wuhan!
İlk duyduğumuzda şaşırdığımız, uzak dediğimiz, bize gelmez dediğimiz şehir.
Yeryüzüne yayılırken haberlere kitlendiğimiz. Etrafımızı sardıkça meraklandığımız. İlk vaka duyurulduğunda endişelendiğimiz ve ardı sıra gelen tedbirlerle bunaldığımız.
İnsanoğlu işte, heyecanını gizleyemiyor, ilk günlerde Covid ile eğleniyor, "hoşgeldin" videoları paylaşıyor, Covid harici ölüm nedenlerindeki sayılarla karşılaştırarak önemsememeye çalışıyor.
Bu Covid laboratuvarda üretildi, bu virüs küresel güçlerin birbiri ile savaşı, aşısı da hazırdır, dünyayı yöneten aileler dünyanın nüfusunu 2 milyara indirmek isteniyor gibi komplo teorilerinin atıldığı medya oturumları.
Her akşam yayınlanan son sayılar. Endişelenen yüzler, yoruma kapalı ağızlar.
Evin dışında olduğumuz her anın tedirginliği. Eve geldiğimizde takındığımız telaş ve normal hayatımızı yaşadığımız tek yuvamız, evimiz.
İnsanların duyarsızlıkları ise beni düşündüren, eğitimli olup eğitimsiz gibi davrananlar, maskesi ile çenesini kapatanlar, mesafeyi korumayanlar, gördükçe içimde oluşan karamsarlıklar.
O ilk sokağa çıkma kısıtlamasının kararı verildiğinde insanımızın sanki aç kalacağını düşünerek gösterdiği davranışlara ne demeli. Çok iyi hatırlıyorum söylediklerimi.
"Evde ekmek yapmayı bilen bir millet ne hale geldi.
2 gün sokağa çıkma yasağı geldi. Aç kalacağını sanıp sokaklara döküldü. Aç kalmaya alışık bir millet, aç gözlü olmuş haberimiz yok." dedim kendi kendime.
Marketlere edilen akınlar, büfelerden alınan sigaralar, kuruyemişler, içecekler...
İnsanoğlunun görünmezle mücadelesi sürerken dünyanın düşdüğü ekonomik daralma. İşten çıkarmalar, kapanan işyerleri, bu durumdan nemalanan sektörler, dara düşen aileler.
Sokağa çıkma yasağı gelen büyüklerimiz ve yavrularımız. Hepimizin derdi değil mi onları korumak. Onlar için ne fedakarlıklar yapıldı tarih boyunca. Gelecek neslin bekası için. "Öl" denilince ölündü.
Uzaktan da olsa eğitime devam edildi. Teknolojiden uzak durun dediğimiz çocuklarımızı teknolojiye bağladık. Online sınavlar, canlı dersler, stem, müzik, spor... Her şeyin çevrimiçisi yapılır oldu son günlerde. İnstegram canlı yayınları, hoş sohbetler, burada dönen paralar, alınan beğeniler.
Hiçbir gücün kapatamadığı camileri bile kapattırdı görünmez bu canlı. Her akşam camilerden yükselen dua seslerine ortak oldu gönüller.
Normalleşme çabaları var şimdi de. Yüzyıl önceki İspanyol gribi 2 yıl sürmüş ve dünya nüfusunun %15 i ölmüş. Öyle kolay mı ki, bir an da yok mu olacak ki, yoksa herkese sırayla geçirttirecekler mi ki? Hastanedeki yataklar boşaldıkça kurallar mı gevşetilecek? Yaşayıp hepsini göreceğiz.
Ama bildiğim bir şey var ki! İnsanoğlu nice salgınları atlattı. Bunu da atlatacak elbet. Nice canlar gitti.
Tedbirsiz davrananlara son sözüm!
Hep vardınız, bundan sonra da olacaksınız. Savaşımız hep cehaletle oldu. Şu an da bile sokakta çocukları dolaşan anne ve babalar. Bu ne rahatlıktır. Kuralsız yetişen çocuklardan çekti bu ülke. Özgürlük demek kuralsızlık demek değil.
İlk duyduğumuzda şaşırdığımız, uzak dediğimiz, bize gelmez dediğimiz şehir.
Yeryüzüne yayılırken haberlere kitlendiğimiz. Etrafımızı sardıkça meraklandığımız. İlk vaka duyurulduğunda endişelendiğimiz ve ardı sıra gelen tedbirlerle bunaldığımız.
İnsanoğlu işte, heyecanını gizleyemiyor, ilk günlerde Covid ile eğleniyor, "hoşgeldin" videoları paylaşıyor, Covid harici ölüm nedenlerindeki sayılarla karşılaştırarak önemsememeye çalışıyor.
Bu Covid laboratuvarda üretildi, bu virüs küresel güçlerin birbiri ile savaşı, aşısı da hazırdır, dünyayı yöneten aileler dünyanın nüfusunu 2 milyara indirmek isteniyor gibi komplo teorilerinin atıldığı medya oturumları.
Her akşam yayınlanan son sayılar. Endişelenen yüzler, yoruma kapalı ağızlar.
Evin dışında olduğumuz her anın tedirginliği. Eve geldiğimizde takındığımız telaş ve normal hayatımızı yaşadığımız tek yuvamız, evimiz.
İnsanların duyarsızlıkları ise beni düşündüren, eğitimli olup eğitimsiz gibi davrananlar, maskesi ile çenesini kapatanlar, mesafeyi korumayanlar, gördükçe içimde oluşan karamsarlıklar.
O ilk sokağa çıkma kısıtlamasının kararı verildiğinde insanımızın sanki aç kalacağını düşünerek gösterdiği davranışlara ne demeli. Çok iyi hatırlıyorum söylediklerimi.
"Evde ekmek yapmayı bilen bir millet ne hale geldi.
2 gün sokağa çıkma yasağı geldi. Aç kalacağını sanıp sokaklara döküldü. Aç kalmaya alışık bir millet, aç gözlü olmuş haberimiz yok." dedim kendi kendime.
Marketlere edilen akınlar, büfelerden alınan sigaralar, kuruyemişler, içecekler...
İnsanoğlunun görünmezle mücadelesi sürerken dünyanın düşdüğü ekonomik daralma. İşten çıkarmalar, kapanan işyerleri, bu durumdan nemalanan sektörler, dara düşen aileler.
Sokağa çıkma yasağı gelen büyüklerimiz ve yavrularımız. Hepimizin derdi değil mi onları korumak. Onlar için ne fedakarlıklar yapıldı tarih boyunca. Gelecek neslin bekası için. "Öl" denilince ölündü.
Uzaktan da olsa eğitime devam edildi. Teknolojiden uzak durun dediğimiz çocuklarımızı teknolojiye bağladık. Online sınavlar, canlı dersler, stem, müzik, spor... Her şeyin çevrimiçisi yapılır oldu son günlerde. İnstegram canlı yayınları, hoş sohbetler, burada dönen paralar, alınan beğeniler.
Hiçbir gücün kapatamadığı camileri bile kapattırdı görünmez bu canlı. Her akşam camilerden yükselen dua seslerine ortak oldu gönüller.
Normalleşme çabaları var şimdi de. Yüzyıl önceki İspanyol gribi 2 yıl sürmüş ve dünya nüfusunun %15 i ölmüş. Öyle kolay mı ki, bir an da yok mu olacak ki, yoksa herkese sırayla geçirttirecekler mi ki? Hastanedeki yataklar boşaldıkça kurallar mı gevşetilecek? Yaşayıp hepsini göreceğiz.
Ama bildiğim bir şey var ki! İnsanoğlu nice salgınları atlattı. Bunu da atlatacak elbet. Nice canlar gitti.
Tedbirsiz davrananlara son sözüm!
Hep vardınız, bundan sonra da olacaksınız. Savaşımız hep cehaletle oldu. Şu an da bile sokakta çocukları dolaşan anne ve babalar. Bu ne rahatlıktır. Kuralsız yetişen çocuklardan çekti bu ülke. Özgürlük demek kuralsızlık demek değil.
Güzel yazı için teşekkür ederiz hocam
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
SilBu güzel yazı için teşekkür ederiz hocam
YanıtlaSilEmeğinize yureğinize sağlık hocam👏ne kadar da güzel özetlediniz süreci ,yaşananları ve yaşayacakları..Görelim bakalım Mevlam neyler..Neylerse güzel eyler..
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Yaşayıp göreceğiz. Enerjimiz tükenmez ise.
SilEmeğinize sağlık,güzel bir yazı olmuş. Matrixteki kırmızı hap,mavi hap gibi bir yanda varlığı diğer tarafta yokluğu konuşuluyor.Yasanan olumsuzlukların nedeni de psikolojik.Herkese sabir ve zihin açıklığı diliyorum.
SilKesinlikle haklısınız. Varlık ve yokluk gibi sanki araftayız.
SilÇok güzel hocam, emeğinize sağlık
YanıtlaSilTeşekkür ederim.
Sil"savaşımız hep cehaletle oldu" 👏 çok güzel bir yazı, çok güzel özetlemişsiniz Kadir Hocam.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. Hep birlikte yeneceğiz.
SilMahrumiyet korkuya,korku kaygıya,kaygı tedirginliğe yol aldı..Tüm bu genelleştiğimiz günlerden inşallah sağlıklı bireyler olarak döneriz.Tşk ederiz
YanıtlaSilBunu da atlatırız. Çabuk unuturuz ve eski günlere döneriz.
SilGüzel bir bakış açısı ve yazı olmuş emeğinize sağlık hocam.Eski gunlerimizi çok özledik bir an önce insanlik kurtulur bu rahatsizliktan inşallah
YanıtlaSilEski günler bize bağlı. Çok istiyorsak yakın. Eğer umursamaz isek uzak.
SilHep tebessümle ve iyi dileklerle andığımız Kadir öğretmenimiz, savaşınız hep cehaletle oldu evet. Öğrencilerinizin de öyle olcak.
YanıtlaSilTeşekkür ederim. Hep birlikte savaşacağız.
SilÇok anlamlı bir yazı olmuş öğretmenim.. Cehaletle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir demiş Mustafa Kemal de. Bakalım daha ne kadar savaşacağız..
YanıtlaSilÇok doğru. Bakalım neler göreceğiz.
Sil'Evde ekmek yapmayı bilen bir millet ne hale geldi.
YanıtlaSil2 gün sokağa çıkma yasağı geldi. Aç kalacağını sanıp sokaklara döküldü. Aç kalmaya alışık bir millet, aç gözlü olmuş haberimiz yok." dedim kendi kendime.". Herşeyin özeti...
Kaleminize yüreğinize sağlık Kadir Hocam, inşallah bugünlerde geçecek hep karanlık değil ya her gecenin bir sabahı var.
YanıtlaSilMustafa Bakdık
Teşekkür ederim Mustafa Bey. Hep birlikte aşacağız. Selam ve saygılarımla.
Sil